Gitar mı Zor, Keman mı? İşte Gündelik Hayatta Bunu Anlamanın Yolları
Hepimiz bir dönem gitar çalmayı mı daha kolay buluruz, keman mı demekle meşgul olmuşuzdur. Yani, bu iki enstrüman arasında seçim yapmak, bir nevi ruhsal ve fiziksel bir test gibi. İki seçenek de harika, ancak hangisinin daha zor olduğuna dair fikrimi vereceksek, önce gündelik hayatta nasıl bir karşılaşma yaşandığını düşünmek gerek.
Tabii ki, 25 yaşında İzmir’de yaşayan, içten içe her şeyi fazla düşünen, fakat dışarıda sürekli espri yapan biri olarak, bu konu üzerine kafa patlatmanın benim için daha eğlenceli bir yolu var. Hadi gelin, bir kafede ya da sokakta arkadaşlarla “Gitar mı zor, keman mı?” sorusuna nasıl tepki vereceğimi ve iç sesimi nasıl eğlenceli hale getirdiğimi birlikte keşfedelim.
Keman: Bütün Duyguların Derinliklerine Yolculuk
Keman, bir sanatçıyı ve müziği dinlerken “vay be, bu ne kadar güzel” dedirten bir enstrüman olabilir. Ama bir de keman çalmaya başlayıp parmaklarınızın parmaklıkta inatçı bir şekilde hareket ettiğini gördüğünüzde işler biraz değişir. Evet, hepimiz o büyüleyici melodiye aşık oluruz. Ancak kemanın dili o kadar derin ve duygusal ki, insan bazen bu enstrümana “hadi ama, biraz da kendini bırak” diyebilmek ister.
Yani düşünün bir dakika, keman çalarken parmakları doğru tuşeye koymak, doğru yay hızını tutturmak… Resmen fiziksel ve zihinsel bir savaş! Hani bazen bir konser izlerken gözlerim dalar ve “Ya bu adam nasıl yapıyor? Bir oğlu olsa, ona da nasıl öğretir?” diye düşündüğüm zamanlar olmuştur. Çünkü kemanın ne kadar zor olduğunu fark ettiğinizde, aslında sadece “Müzik yapıyorum” demekle olmuyor işte!
—
Bir arkadaşla sohbet:
“Beni geçen gün kemanla aldatmaya çalıştı, ama olmadı.”
“Hımm, anlamadım, ne demek aldatmak?”
“Ya, hani dedim ya keman çalmayı öğreneceğim, 5 dakika sonra o kadar nefret ettim ki bir daha ‘keman’ demeye bile korktum.”
“Anladım, sen gitar çalmaya devam et, daha kolay.”
Buna benzer sohbetler her gün hayatımın bir parçası oldu.
Gitar: Parmaklarınızın Maratonu
Gitar, her ne kadar kemana göre daha kolay gözükse de, ona da hiç de göz kırpmamak gerek. Çünkü gitar çalarken parmaklarınız bir maratona çıkıyor, hem de bazen aksiyon filmlerindeki hızla! Bir akor çalarken parmaklarınızı doğru yerleştiremiyorsanız, o kötü sesler sizi hemen yakalar. O gitarın telleri “Çak!” diye ses çıkarırken, gülüp geçmek o kadar kolay olmuyor.
Bazen düşünürüm, “Ya, şu akoru kolayca çalabilsem hayatım ne kadar daha güzel olurdu.” Ama sonra bir de bakarım, aynı parmaklarla gitarda “do” akorunu tutmak, bir noktada sanat haline gelir. Yani, hem fiziksel bir yetenek, hem de zihinsel bir süreç. Gitarın bir diğer zorluğu da, her akorun zamanla giydiğiniz bir kıyafete dönüşmesi gibi bir şey. Bu akoru doğru basmak, tıpkı bir arkadaşınıza ‘iyi günler’ demek gibi doğal olmalı. Ama bu, her zaman kolay olmuyor.
—
İç sesim:
“Evet, şu ‘do’ akorunu çalmam lazım ama parmaklarımın burada durması gerekiyor. Ama parmaklarım gitarda ne kadar özgür ki, sanki kendi başlarına bir yaşam alanı arıyorlar. Benimle iletişim kurmaya bile korkuyorlar.”
“Hadi ama, şu akoru bir kere düzgün çal da geçelim, yoksa başıma daha neler gelir!”
—
Ve o “çalışıyorum, yapacağım!” diyerek hayal kurduğum anlar bir anda gerçeğe dönüşür: Akor çaldım, parmaklarım inatla doğru pozisyonda, tını süper ama iç ses hala orada: “Ama daha neler var, şarkıyı bitirebilecek misin?”
Keman mı Gitar mı? Komik Anılar
Bir hafta sonu, “Gitar mı zor keman mı?” tartışması açıldı arkadaş grubunda. Yani, öyle bir an geldi ki, kemanı ve gitarı gerçekten de bir akşam boyunca karşılaştırdık. Kendi aramızda, biri kemanı savunuyor, diğeri gitara saygı gösteriyordu. O sırada birinin aklına şu fikir geldi:
Arkadaş:
“Bence birini seçmemiz lazım: Gitar mı zor, keman mı? Ama bunun için herkes bir saat boyunca tek tek çalsın ve bakalım kim daha fazla uğraşacak?”
Tabii ki ben biraz şansımı denemek istedim. Ama şöyle bir şey oldu: Kemanı almak zorunda kaldım ve 3 dakika sonra akordun bile nereye gittiğini bilemedim. Her şey çok zorlaşmaya başladı. Gitarı elime aldığımda ise işler biraz daha kolaylaştı, ama hâlâ parmaklarım bir birini eziyor, akorları bulmak zorlaşıyor.
Bir başka arkadaşım da “Ya, gitarla şarkı söylemek gerçekten de zor!” diyordu ama sonra sahneye çıkmaya karar verdi. O sahnede, bir süre sonra çaldığı şarkının melodisini kendisi bile unuttu. Akorlar ne kadar zorlayıcı olursa olsun, gülmeyi unutmamak gerekiyordu!
Sonuç: Gitar mı Zor, Keman mı?
Aslında bu soruya net bir cevap vermek, hayatın ne kadar esprili ve karmaşık olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Her iki enstrüman da zorluğunu belli ediyor ama her biri farklı bir şekilde. Gitarın kolay bir başlangıcı olabilir ama zamanla ustalaşmak isteyen bir insanın karşılaştığı zorluklar da devasa olabiliyor. Keman ise her zaman bir tutku gerektiriyor, her dokunuş, her yay hareketi bir duygu yoğunluğuna dönüşüyor.
Ama ne olursa olsun, ikisini de denemek, oradan buradan birkaç güzel parça çalmak ve hatta bir gün kemanla gitarı karşılıklı çalabilmek, en güzel deneyimlerden biri olabilir.
Evet, bazen kendimizle dalga geçerken, unutmayalım ki, bu “Gitar mı zor, keman mı?” sorusuna verilen her cevap, aslında bir keşif, bir yolculuktur.