İstinabe Delil Midir? – Hukukî ve Tarihsel Bir Bakış
Bir tarihçi olarak, mahkeme köşelerinde saklı duran belgeleri, yargı salonlarında yankılanan “tanık” seslerini ve iki mahkeme arasında gidip gelen yazışmaları incelediğimde; hukuk sistemlerinin yalnızca kurallar bütünü değil, toplumsal güvenin, bireyin devlete olan inancının ve adaletin simgesi olduğunu görürüm. Bu bağlamda, istinabe kavramı dikkatimi çekmişti: Başka bir yargı çevresinde yapılması gereken işlemler için yapılan yardım talebi. Ancak zamanla fark ettim ki, “istinabe” yalnızca bir yardım talebi değil; aynı zamanda delil toplamanın sınırlarını, savunma haklarını ve adil yargılanma ilkesini de içine alan anlamlı bir pratik. Peki, “istinabe delil midir?” sorusu ne kadar net bir biçimde cevaplanabilir?
İstinabenin Kökeni ve Hukukî Gelişimi
Usul hukukunda, bir mahkemenin kendi yargı çevresi dışında kalan tanık, belge veya delil için başka bir mahkemeden yardım istemesi anlamına gelen istinabe, Latinçede “delegatio” ya da “commission” kavramlarını hatırlatır. Türk hukukunda ise bu kavram, özellikle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun kapsamında şekillenmiştir. HMK md. 197’ye göre; başka yerde bulunan ve mahkemeye getirilemeyen deliller, o yerde istinabe yoluyla toplanabilir. [1] Bu düzenleme, usulün adaptasyonu açısından tarihsel bir kırılmayı simgeler: yargı çevresi sınırı içinde kalan mahkeme etkinliğini aşan durumlarda sistemin işlemesini sağlayan bir pratik kurum ortaya çıkar.
Ayrıca, uluslararası boyutta da istinabe, 1954 tarihli Hukuk Usulüne Dair Sözleşme ve 1970 tarihli Hukukî veya Ticari Konularda Yabancı Ülkelerde Delil Sağlanması Hakkında Sözleşme gibi metinlerle düzenlenmiş; yabancı ülkede bulunan delil veya tanığın kullanılabilmesi için istinabe usulüne başvurulması gerektiği kabul edilmiştir. [2] Böylece istinabe, yalnızca yerel usul hukukunun değil, uluslararası adli yardımlaşmanın da bir parçası haline gelmiştir.
İstinabe Yoluyla Alınan İfade ve Delil Niteliği
İstinabe kavramı delil toplama yönünden pratik bir çözüm getirirken, “istinabe yoluyla alınan ifade veya belge delil midir?” sorusunu gündeme taşır. Hukuk uygulamasında bu ifadeler mahkemede delil olarak sunulabilir; HMK md. 197/2 ve Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) md. 180 ve 196 gibi hükümler uyarınca istinabe yoluyla tanık dinlenebilir ya da belge alınabilir. [3] Ancak bu, otomatik olarak delil niteliği kazandığı anlamına gelmez. Modern içtihat ve akademik tartışmalar, istinabe yoluyla alınan beyanların “tek veya belirleyici delil” olması durumunda özellikle savunma hakkı açısından büyük sorunlar doğurduğunu göstermektedir. Örneğin, Anayasa Mahkemesi’nin Selçuk Arslan kararı istinabe yoluyla alınan tanık beyanlarının mahkeme huzurunda sorgulanmadan hükme esas alınmasının adil yargılanma hakkını ihlal edeceğini belirtmiştir. [4]
Akademik görüşlerde ise şunlar öne çıkar: İstinabe ile elde edilen ifade veya delilin güvenilirliği bakımından riskler yüksektir çünkü taraflar karşısında sorgu imkânı sınırlıdır, tanığın tutumu ve tepki gözlemlenemez, duruşma anında karşılıklı yüzleşme olmayabilir. Böylece delilin doğrudanlığını ve güvenirliğini sağlamak adına ek usûli güvenceler gerekir. Bu yüzden “istinabe ifadesi delildir, ancak hangi durumda delil olarak kullanılabileceğinin sınırları vardır” şeklinde bir yaklaşım hakimdir.
İstinabe Delil Olabilir Mi? Koşullar ve Sınırlamalar
Evet, istinabe yoluyla alınan beyanlar delil olarak kullanılabilir — ancak koşullara bağlıdır. Mahkeme açısından önemli hususlar şunlardır:
– İstinabe talebinin usûle uygun yapılmış olması, yani talep edilen yargısal işin yetkili mahkeme tarafından yapılması gerekir. [5]
– İstinabe edilen yerde taraflara bilgi verilmiş olmalı; tarafların hazır bulunma ve açıklama hakkı sağlanmalıdır. HMK md. 197/3 uyarınca taraflara tarih ve yer bildirilmelidir. [1]
– İstinabe yoluyla alınan ifade veya belge tek ve belirleyici delil olarak mahkûmiyete esas alınacaksa, savunma açısından telafi imkânları bulunmalıdır. Bu koşul, AYM ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında net biçimde yer alır. [6]
Bu çerçevede, “istinabe delil midir?” sorusunun yanıtı: evet, ancak şartlara bağlıdır. İstinabe kendisi delilin türünü değil, delil elde etme yöntemini ifade eder. Yöntemin, usul güvencelerine uygunluğu delilin mahkemede değer kazanması açısından kritiktir.
Günümüzdeki Tartışmalar ve Geleceğe Bakış
Günümüzde hukuk bilimi ve uygulaması açısından istinabe yoluyla ifade almanın delil niteliği çokça tartışılıyor. Özellikle dijitalleşme ve sınırların giderek daha geçirgen hale geldiği bir dünyada, tanıkların başka ülkelerde olması, belgelerin elektronik ortamlarda bulunması gibi durumlar artık daha yaygın. Bu da istinabenin kullanımını artırırken, beraberinde yeni soruları da getiriyor: Uzaktan SEGBİS‑gibi sistemlerle tanık dinlenmesi istinabe yerine geçer mi? İstinabe ile alınan ifadenin güvenilirliği yeni teknolojilerle nasıl artırılabilir?
Ayrıca, akademik çevrelerde şöyle bir perspektif gelişiyor: Hukuk sistemleri, adil yargılanma hakkını ve delil güvenliğini korumak için istinabe uygulamasını daha şeffaf hâle getirmeli. Örneğin, taraflara tanığın reaksiyonunu izleme imkânı tanınmalı ya da duruşmada ikinci kez yüz yüze dinleme şartları oluşturulmalıdır. Bu yönelim, istinabenin delil niteliğini güçlendirme potansiyelini taşır.
Gelecek açısından bakarsak: Uluslararası adli yardımlaşma ağlarının gelişmesi, veri tabanı sistemlerinin küreselleşmesi ve teknoloji‑panel çözümlerinin yaygınlaşması istinabenin daha etkin kullanılmasını sağlayabilir. Ancak bununla beraber, delilin hükme esas alınma aşamasında usul güvencelerinin artırılması kaçınılmazdır. Aksi takdirde “istinabe yoluyla alınan ifade” mahkemelerin güvenilirliği açısından bir zaaf haline gelebilir.
Sonuç
Sonuç olarak: istinabe delil midir? Evet, istinabe yoluyla alınan beyan veya belge mahkemede delil olarak kullanılabilir. Ancak bu kullanım, usul açısından özenle yürütülen bir süreçle ve ilgili güvenceler sağlanarak yapılmalıdır. Tarihsel evrim içinde istinabe, yargı çevresi dışındaki işlemlere çözüm üretmiş bir kurumdur. Günümüzde ise adil yargılanma, tanık sorgulama hakkı ve delil güvenliği bağlamında daha kuvvetli değerlendirilmesi gereken bir yöntemdir. Hukukun geçmişten bugüne arasında kurduğu köprüleri düşündüğümüzde; istinabe uygulamasının delil niteliği kazanmasının, yalnızca teknik bir mesele değil, adalet sistemimizin meşruiyeti açısından da bir meydan okuma olduğunu fark ederiz.
—
Sources:
[1]: https://barandogan.av.tr/blog/mevzuat/hmk-madde-197-delillerin-incelenmesi-ve-istinabe.html?utm_source=chatgpt.com “HMK Madde 197 Delillerin İncelenmesi ve İstinabe”
[2]: https://diabgm.adalet.gov.tr/Home/SayfaDetay/hukuk-istinabe14022020110928?utm_source=chatgpt.com “Hukuk İstinabe – Adalet”
[3]: https://www.sezgenhukuk.com/hukuk-muhakemesi/yurt-disindan-tanik-dinletmek-mumkun-mu-istinabe-nedir-nasil-yapilir?utm_source=chatgpt.com “İstinabe Nedir? – sezgenhukuk.com”
[4]: https://www.enessencer.av.tr/2025/07/14/tanik-sorgulama-hakki-ve-istinabe-yoluyla-alinan-beyanlarin-hukme-esas-alinmasi/?utm_source=chatgpt.com “Tanık Sorgulama Hakkı ve İstinabe Yoluyla Alınan Beyanların Hükme Esas …”
[5]: https://av-saimincekas.com/usull/hukukta-istinabe-ne-demektir-istinabe-nasil-yapilir/?utm_source=chatgpt.com “Hukukta İstinabe Ne Demektir – Nasıl Yapılır?”
[6]: https://www.hukukihaber.net/istinabe-yoluyla-dinlenen-tanigin-beyaninin-yegane-veya-belirleyici-delil-olarak-hukme-esas-alinmasi?utm_source=chatgpt.com “İstinabe Yoluyla Dinlenen Tanığın Beyanının Yegane veya Belirleyici …”
Özetle, hakimin kesin deliller üzerinde takdir yetkisi yoktur. Kesin deliller sınırlı sayıda sayılmış olup bunlar; senet, yemin ve kesin hükümdür . Takdiri deliller ise; tanık, bilirkişi, keşif ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 192’ye göre kanunda düzenlenmemiş delillerdir. Delil Başlangıcı (HMK Madde 202) – Etki Avukatlık Etki Avukatlık delil-baslangici-hmk-ma… Etki Avukatlık delil-baslangici-hmk-ma… Özetle, hakimin kesin deliller üzerinde takdir yetkisi yoktur.
Çelik! Katkınız, çalışmanın daha profesyonel bir görünüm kazanmasına yardımcı oldu ve okuyucuya güven verdi.
İfade alınmak üzere yetki verilen kişiye, ifadesi alınacak kişiden istenecek bilgi ve sorulacak sorularla ilgili olarak yazılan açıklama yazısına da “İstinabe Talimatı” denir . İfadelerin bizzat soruşturmayı yürüten kişilerce alınması daha uygun … Documents Soruş… Documents Soruş… İfade alınmak üzere yetki verilen kişiye, ifadesi alınacak kişiden istenecek bilgi ve sorulacak sorularla ilgili olarak yazılan açıklama yazısına da “İstinabe Talimatı” denir .
Cengiz!
Değerli yorumlarınız için minnettarım; yazıya eklediğiniz bakış açıları hem estetik hem de akademik değer kattı.